NAR KREŞİ

YA UYANAMAZSAM ! ANESTEZİ KORKUSU...

Cerrahi işlem yapılacak olan hastalarda, ameliyat süresince ve sonrasında hastanın hatırlamamasını ve ağrı duymamasını sağlamak, konforunu ve tahammülünü artırmak amacıyla uygulanan tıbbi uygulamaların genel adına anestezi denir.

Haber

Anestezi, genel anestezi ve bölgesel anestezi olmak üzere iki şekilde uygulanır. VM Medical Park Kocaeli Hastanesinden Anestezi ve Reanimasyon Uzmanları Yrd. Doç. Dr. Elif Atar Gaygusuz ve Dr. Sema Öncül, yapılan anestezi türlerine göre alınan risklerin değişiklik gösterdiğini ve fakat en sık görülen risklerin bulantı ve kusma olduğunu belirtiyor. Anestezi ile ilgili bilinmeyenleri ele aldık.
Kaç çeşit anestezi vardır?
İki çeşit anestezi vardır; genel ve bölgesel anestezi. Çeşitli yollarla uygulanan ilaçlar ile bilinç kaybı ve beraberinde ağrı ve hareketsizlik sağlanmasına genel anestezi denir. Vücudun bir kısmının; (kol, bacak, göğüs vb.) lokal anestezik adı verilen ilaçların iğne ile enjekte edilerek uyuşturulmasına ise bölgesel anestezi denilir. Spinal, epidural, sinir bloğu, vb. gibi çeşitleri vardır.
En sık görülen riskler nelerdir?
Her işlemin olduğu gibi anestezi uygulamasının da riskleri mevcuttur. Yapılan anestezi türlerine göre değişiklik gösterebilmekle beraber en sık görülen riskler bulantı ve kusmadır. Yine ameliyat sırasında kalp ritim bozuklukları, tansiyon düşüklüğü ve yüksekliği, solunum problemleri ve sonrasında boğaz ve kas ağrıları görülebilir. Bunlar öngörülebilir ve işlem sırasında kontrol altına alınabilir risklerdir. Nadiren görülen altında kalp krizi, kalp yetmezliği, böbrek yetmezliği ve sonrasında solunum sıkıntısı gibi riskler ise genellikle ciddi yandaş hastalığı olan hastalarda görülebilir. Bütün bu riskleri minimum düzeye indirebilmek için hasta ile ameliyat öncesi poliklinik görüşmesi önemlidir. Hastanın var olan hastalıkları, kullandığı ilaçlar, alerji hikayesi, alışkanlıkları gibi faktörler öncesinde öğrenilerek gerekli hazırlıklar yapılır ve hasta bilgilendirilir.
İnsanlar neden ameliyat masasında kalmaktan korkar?
Anestezi polikliniğinde hastalar genellikle cerrahiden değil anesteziden uyanamamaktan korktuklarını ifade ederler. Geçmişte ameliyathanede meydana gelen birçok olay 'narkozun fazla verilmesine ya da hastanın narkozu kaldıramamasına bağlanmıştır. İnsanların genelde anestezi hakkında daha az bilgi sahibi olmaları belki bu durumu daha kolay kabul edebilmelerini sağlamış; ancak zaman içinde de bu az bilinen konu anesteziye karşı korkunun artmasını da beraberinde getirmiştir. Özellikle genel anestezi cerrahi öncesi hastanın uyutulması ile baslar ve cerrahinin bitmesi ile Anestezi sonlandırılır. Gelişen teknoloji ile ilaç etki sürelerinin azalması, yeni nesil ilaçların gelişmesi ve hatta vücuttaki ilaç miktarlarının izlenmesi ile hastalara gereği ve yeteri kadar anestezi verilmesini sağlamaktadır. Bölgesel anestezi yöntemlerinde ise hastanın sadece ameliyat olacak vücut bölgesi uyuşturulmaktadır. Hastanın işlem süresince bilinci tamamen açık olabilir ve ağrı duymaz ya da hastanın tercihine göre sakinleştirici ilaçlar verilebilir. Kullanılan anestezik ilaçlar kişiye uygun doz ve ilaç seçimi ile tekrarlayan anestezi uygulamalarında bile güvenle kullanılmaktadır.
Anestezi korkusunu yenmek için nelere dikkat etmek gerekir?
Hasta ameliyattan önce anestezi muayenesine geldiğinde hastanın fiziki özellikleri, kronik hastalıklar, alerji, sigara-alkol kullanım öyküleri alınır. Fizik muayenesi yapılarak gerekirse diğer bölümlerden doktorların önerilerine başvurulur. Sonrasında hastaya riskler ve seçilecek anestezi yöntemi ile ilgili bilgi verilir. Böylece bilinmeyene karşı olan korku bir miktar azaltılabilir. Buna ek olarak ameliyattan önce uygulanan sakinleştirici ilaçlarla da stresin kontrol altına alınmasına yardımcı olacaktır.
Ameliyat süresi uzunluğu ile anestezi korkusu arasında bir bağlantı var mıdır?
Ameliyat süresinin uzunluğu daha çok büyük cerrahilerle ilgili olduğundan cerrahi kaygıları daha çok beraberinde getirebiliyor. Anestezi korkusu ise süre ile ilişkili olmaksızın tüm cerrahilerde görülebiliyor.
Çocukluktan gelen iğne korkusu ile anestezi korkusunu bağdaştırabilir miyiz?
İğne korkusunun altında yatan sebepler tamamen farklı. Psikolojik takıntılar veya çocukluk çağında yapılan aşı ve iğneler nedeniyle bu durum oluşabilir. Anestezi korkusunda ise tamamen bilinç kaybı ile kendimizi denetleyemediğimiz bir durumun içine girecek olmanın verdiği bir kaygı var.
Bu nasıl oluyor?
Genel anestezi cerrahi öncesi hastanın uyutulması ile başlar ve cerrahinin bitmesi ile sonlandırılır. Gelişen teknoloji ile ilaç etki sürelerinin azalması, yeni nesil ilaçların gelişmesi ve hatta vücuttaki ilaç miktarlarının izlenmesi ile hastalara gereği ve yeteri kadar anestezi verilmesini sağlamaktadır. Çok nadiren de olsa anestezi altında uyanıklık ya da farkındalık olabiliyor. Bazı hastalar rüyadaymış gibi bir takım sesler duyduklarını ifade edebilir. Ancak kesinlikle acı duymak ve tepki verememek gibi bir durum değildir bu. Anestezik ilaç ihtiyacının kişiden kişiye farklılık göstermesi, düşük doz ilaç kullanma gerekliliği veya cok nadiren de teknik hatalardan kaynaklı olarak bu farkındalık durumu görülebilir. Genellikle sezeryan operasyonlarında genel anestezi uygulandığında bebeğe ilaç geçmesini azaltmak için düşük doz ilaç kullanımına bağlı olarak ve kalp cerrahisi ameliyatlarında da farkındalık riski artar. Ancak belirttiğimiz gibi oldukça nadir görülen durumlardır bunlar.
Uyanmada sorunlar ya da fiziksel ve ruhsal acıdan sıkıntı yaşayanlar oluyor mu?
Bazen yüksek stresle uyuyan hastalar ameliyat bitiminde ağlayarak veya sayıklayarak uyanabiliyorlar. Ancak bu şekilde odalarına gönderilmiyorlar. Bütün hastalar rutin olarak ameliyat bitiminde uyandırılıp, derlenme odalarında tamamen kendilerine geldikten ve kalp hızı, tansiyon gibi yaşamsal bulguları normale döndükten sonra servise gönderiliyorlar. Ayrıca hastaların ameliyat öncesi stresini azaltmak amacıyla uygun olan tüm hastalara ameliyathaneye inmeden önce yataklarında sakinleştirici ilaçlar uygulanabiliyor.
Sigara ve alkol kullananlar anestezi sürecinde nasıl etkileniyor?
Sigara içen hastalarda balgam miktarının artması ve solunum yolundaki salgıların kıvamının artmasına bağlı olarak solunum yollarında tıkanma görülebilir. Bu nedenle anestezide uyuma ve uyanma süreçlerinde ani gelişen nefes daralması hissi yapabiliyor. Ayrıca sigara kanda taşınan oksijen miktarını azalttığı için ameliyat sonrası yara yerinde iyileşmede gecikme ve enfeksiyon riskinin artması da büyük bir problem. Uzun süredir alkol kullanan kişilerde ise hipertansiyon, kalp damar sistemi hastalıkları ve karaciğer ile ilgili sorunlar görülebilir. Sigaranın 2 ay önceden bırakılması önerilirken, 2 hafta içmemek bile sigaraya bağlı riskleri bir miktar azaltabiliyor. Alkolü de mümkün olduğu kadar erken bırakmak gerekir.
İlacın kana karışması gibi istenmeyen durumlar oluyor mu?
Genel anestezinin başlangıcında genellikle bütün ilaçlar açılan damar yolundan serum ile birlikte kana verilir. Böylece dolaşıma karışan ilaçlarla hastanın uyku hali, kas gevşemesi ve ağrı duymaması sağlanır. Küçük çocuklarda ise hava ile karıştırılmış olan anestezik ilaçlar solunum yolu ile verilir. Sonuçta yine kana karışarak etkisi oluşur. Genel anestezi uygulaması dışındaki spinal, epidural, lokal anesteziler ve belirli bölgelerin uyuşturulması için yapılan sinir bloklarında ise ilacın uygulanan dokuda kalması ve kana karışmaması gerekir. Bu durum tamamen istenmeyen durum olup tansiyon düşüklüğü, kalp hızında değişiklikler, solunumda bozulma gibi istenmeyen etkilere yol açabilir.
Anestezi korkusunun altında yatan sebepler neler?
Çok uzun yıllar boyu özelikle ülkemizde ameliyat olan hastalarda ölümle sonuçlanan durumların hemen hepsi anestezi ile ilişkilendirilmiştir. "Anesteziyi kaldıramamak", "fazla anestezi vermek" gibi sözleri hepimiz sıkça duymuşuzdur. Böylece yaşanan problemlerin toplum tarafından az bilinen bir konu olan anesteziye bağlanması ile belki de kabullenilmesi daha kolay hale getirilmiştir. Günümüzde de çeşitli yayın kanalları ile birçok dizi ve filmlerde bilinçli veya bilinçsiz olarak benzer durumlar devam edebilmektedir. Halkımız genel itibariyle anestezinin ne anlama geldiği ve kimlerin yaptığı konusunda yeterli bilgiye sahip değil. Birçok hasta ameliyat öncesinde ve sonrasında kendisine anestezi uygulayan hekimin adını dahi bilmiyor. Biz hastanemizde operasyon geçirecek hasta ile öncesinde iletişim kurmaya çok dikkat ediyoruz. Anestezi polikliniğinde hastaya geçeceği evreleri tek tek anlatıyoruz. Böylece hasta da anestezi uygulayacak hekimi tanıdığında kendini daha güvenli hissediyor ve endişelerinden arınmış bir şekilde ameliyata giriyor.

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

SON KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0532 415 9404