NAR KREŞİ

MARDİN “DİLLER VE DİNLER ŞEHRİ”

Mezopotamya öyle bir yer ki! Dinlerin ve dillerin kardeşliğini toprağına işlemiş. Mardin öyle bir bakar ki Mezopotamya’ya yukarıdan kibirsizce. Nasıl mı? Bir çok dini ve dili bir arada yüzyıllardır saygıyla taşıyabilmiş. Bu o kadar değerli bir olgudur ki günümüz de….

Haber

 

Medeniyetin ulaşamadığı  bu daracık Mardin sokaklarında insanlar saygıyı ve sevgiyi  en yüce değer saymışlar.

  Kısacası  Mardin dillerin ve dinlerin şehridir.  Aynı sokakta ve hatta aynı avluda Bir Müslüman, bir Yezidi veya

bir Süryani’nin birlikte yaşadığını görüyorsunuz.  Bu birliktelik  Mardin’in taşına toprağına işlemiş resmen.. 

Burada yaşamın ve insanın daha değerli olduğunu anlıyorsunuz.

 

Öyle ki burada insanlar açık havada doğayla iç içe uyuyorlar damlarda.  Bizlerin sadece masal ve hikayelerde 

okuduğumuz  ve şehirlerde artık göremediğimiz yıldızlara bakarak  uyuyorlar sıcak yaz gecelerinde. Ve inanın

burada herkesin bir yıldızı ve bir çok hayali var.  Mardinli küçük bir kızla konuşmuştum.  Şuan ismini

hatırlamıyorum. Ama bana damda yıldızlara bakarak nasıl hayal kurduklarını  anlatmıştı.  O zaman dedim

ki şehir ışıkları bizden yıldızları ve hayallerimizi çalmış. Anlatırken özleri öyle parlıyordu ki küçük kızın,

yıldızları içinde görebilirdiniz.

4

Mardin’de Güvercinler çok özel ve değerlidir. Değerlidir derken maddi anlamda değil.  İnanışa göre Nuh’un

Gemisi’nden uçan güvercinler ilk olarak Mardin’e konmuştur. Çatılarda yaşam kurmuş eski Mardin halkının

güvercinlerle olan bağı görülmeye değer.

Mardin öyle küçümsenecek bir yer değil.  Özellikle sanat açısından. Sokaklarında yürürken bile bir bakmışsınız

  Bir taş işleme ustasının çekiç seslerini veya  bir kuyumcunun telkari ustasının sanatını görürsünüz. Bazen

de bir bakırcının o incecik işlemeli çekiç senini duyarsınız. El sanatları ruhlarındaki güzellikleri yansıtır olmuş. 

Şahmeran efsanesini el sanatlarına işlemişler.  Ayrıca  Mardinli olmayan birini görünce hemen anlar ve

gülümseyerek hoş geldiniz derler.

 

 4

 

Sokakları bile sanat eseri gibi.  İlginç o kadar çok ve dar sokakları olmasına rağmen hiç çıkmaz sokağı yok. 

Sokakları birbirine bağlamak için “abbare “denilen  küçük alçak geçitler var.  Aklıma ilk gelen  çocuk olsak da

burada saklanbaç oynasak demiştim.

Masal anlatır gibi anlatsamda Eski Mardin de artık taş evleri bile betanlaştırmaya veya her tarafı elektrik

kabloları sarmaya başlamış.  Göze batıyor batmasına ama bir çok yere göre Mardin halkı yöresel yaşam

tarzlarıyla farklılığını koruyor.

Bu kültür ve tarih denizinde  o kadar çok cami, kilise ve manastır var ki hepsini gezmek mümkün değil.

Önemli olanlarından bir kaç tanesini sizi sıkmadan kısaca göstermek istedim. 

Bunlardan biri Süryani Manastırı Deyrülzaferan   diğeri ise Kasımıye Medresesi..

 

 

 

 

 

Mardin de gezilecek yerlerden birkaç yer söylemek istiyorum. Hepside Birbirine çok yakın eski Mardin içinde

yürüyerek ulaşmak mümkün.

  • Ben ilk Kasımıye Medresesini gezmiştim. İlginç ders odaları vardı. Kapıları çok alçak yapılmış
  • içerideki hoca ve ğrencilere saygılı olmak için kapıdan eğilerek geçmek zorundasınız.
  • Mardin Kalesi. 10. Yy. yapılmış kale Askeri amaçla kullanıldığı için giremiyorsunuz.
  • Şehidiye Cami ve Medresesi: İlginç minaresiyle dikkat çekiyor.
  • Mardin Ulu Camii: Muhammet’in sakalının sergilendiği (Sakal-ı Şerif) de bulunuyor.
  • Dar sokaklar arasındaki camii etrafında bir çokta küçük dükkanlar var.
  • Mardin Kent Müzesi: Bölgenin tarihi ve kültürünün bir arada görebileceğiniz bir yer.
  • Zinciriye Medresesi: Buraya dar bir merdivenli yoldan çıkıyorsunuz.  Müthiş bir manzaası var.
  • Sakıp Sabancı Kent Müzesi: Eski yaşamlardan canlandırmalar yapıldığı ve çeşitli resim sergilerinin
  • sunulduğu bir yer…

 

 

 3

 

Şahmeran Efsanesi’ni birde benden dinleyin.. 

Mardinin  Farklı bir ruhu var sanki..  masal diyarı gibi her yönüyle.   Dizilere, filmlere  konu olan Şahmeran’ın

hikayesini anlatayım.   Mezopatamya’nın Mardin’inde  bir gün  Bir çoban kuzularını otlatmaya giderken toprak

çökerek bur çukura düşer. Metrelerce toprağın  altında  arkasında bir kapı açılır. İnsan başlı yılan gövdeli bir

kadın görünür. Etrafı yılanlarla doludur.  Korkmuş olan çobana korkma der yaralanan çobana. Seni tüm ağrı

ve yaralarını iyileştireceğim der.  Çoban günlerce aylarca  burada kalır. Aylar sonra yılan çobana aşık

olduğunu fark eder. Ama çoban oradan ayrılmak ister. Yılan ise ne sen beni gördün ne de ben seni  benden

sakın kimseye bahsetme der. Çoban söz verir.  Yer yüzüne tırmanan çoban  kuzularını hiç bir yerde göremez.

Köye dönen çoban  başından geçenleri herkese anlatır  ama kimse ona inanmaz. İspatlamak için aynı yere

gidip Şahmeran çağırır ve eline bir taş alıp ona vurur. Yılan yaralanır ama ölmez. Şahmeran bir şey demeden

çobanın yüzüne tükürür ve git buradan der. Çobanın yüzünde yanıklar oluşur. Ve yıllarca hekim arar yanıkları

için. Lokman hekimi bulur. Hekim ona sadece o yılanın kanıyla iyileşebileceğini söyler. Çoban Şahmeran’ın

kuyusuna gider ve eyy güzellikler kraliçesi  o güzel saçlarını uzat ki uğrunda öleyim der. Ama yılan çıkmaz.

Ağacın altına bir tas süt koyar ve uykuya dalar. Kara bir yılan gelip o sütü içer ve tekrar tasa tükürür. 

Çoban uyandığında o sütü içer ve tük yaralarının iyileştiğini görür. Ve anlar ki onu iyileştiren yine 

Şahmeran’dır.   Dizileri konu olan Şahmeran’ın öyküsü.

 

Güneydoğu aynı zamanda lezzet diyarıdır.

  • Bana en ilginç geleni Firkiye dedikleri  kuzu eti ve çağla ile yapılan yemekti.  Çağlanın ekşiliği ile
  • kuzu eti enfesti..
  • Dobo; Kuzu kol ile yapılan bu yemek oldukça doyurucu gözüküyor.
  • Kaburga dolması: Güneydoğunun  olmazsa olmazı gibi. Ben diyarbakırda yemiştim.
  • Ama Mardinde de oldukça iddialı…
  • Soğan Kebabı: Küzük soğanlar içerisine kıymalı bir harç ve salçalı suyun bir araya gelmesiyle
  • 2 yapılıyor.
  • İkbebet: Bu Mardin usulü içli köfte diyebiliriz.

Ben Yemek resimleri paylaşmıyorum. İsimlerini yazdım tavsiye ettiklerimin. İnternette bulabilirsiniz.

Daha çok var ama inanın lezzet fırtınası gibi bir şehir…

YORUM

Yazım hakkında ki görüşleriniz benim için değerlidir. Kıymetli yorumlarınızı eksik etmeyiniz...

Yorum Yaz

Adınız:
Yorumunuz:
Yorumlar, okuyucuların kendilerine ait görüşleridir. Yazılan yorumlardan gazetemiz hiçbir şekilde sorumlu tutulamaz.

Yorumlar

Bu habere henüz yorum yapılmadı.

SON KOCAELİ GAZETESİ

Tel: 0532 415 9404